uludag üniversitesi öğrencilerinin toplaştığı blog
forsaken
Bu kullanıcı herhangi bir kişisel bilgi paylaşmamış
forsaken tarafından yayınlananlar
Kapitalizm
14 Kas
Kapitalizm Anamalcılık, Sermayecilik, Serbest Piyasa Ekonomisi, Serbest Girişinin Ekonomisi adlarıyla da anılır. Avrupada feodalizmin çöküşünden bu yana egemen olan ekonomik sistem. Liberal sistem, serbest ticaret, karma ekonomi deyimleri de kapitalizmi belirtir. Kapitalist ekonominin temel özelliği üretim araçlarının büyük çoğunluğunun özel ellerde bulunması ve üretimle gelir bölüşümüne önemli ölçüde piyasaların işleyişinin yön vermesidir.
Kapitalizm hakkında ansiklopedik bilgi
Sermaye (kapital) ve kapitalizm kavramları zaman zaman eşanlamda, dolayısıyla yanlış kullanılır. Sermaye, insanların ihtiyaçlarını tek başına ve dolaysız olarak karşılamaz. Tüketiciler tarafından kullanılan malların üretimine yardımcı olur. Sermaye, insan veya doğa yapısı olabilir. Makineler, aletler, sanayi araçları, fabrika binaları, madenler, ekilebilir topraklar, ham ve yarı mamul mallar “sermaye” kavramının sadece birkaç örneğidir.
Kısacası sermaye, üretim sürecinde kullanılan araçların tümüne verilen addır. Kapitalizm ise bu üretim araçları üzerinde bir mülkiyet, bir işletme biçimidir. Sermayenin özel mülkiyet altında bulunduğu (fertler ya da fertlerin birleşerek meydana getirdikleri şirketler olabilir) durumlarda, düzen “kapitalist” bir düzendir.
Sermaye özel ellerde olduğu zaman, o özel eller kullanış yer ve biçimleri üzerinde son söze sahiptirler. Özel sermaye sahipleri de sermayeyi kendi çıkarlarına uygun yer ve şekillerde kullanırlar. Demek ki, kapitalizmi şu şekilde tanımlamak mümkündür: İnsan veya doğa yapısı sermayenin özel ellerde (özel mülkiyet altında) bulunduğu ve kişisel kazanç için kullanıldığı bir ekonomik örgütlenme biçimidir.
Dikkat edilmesi gereken nokta, sermaye’nin “varlık” ve onun üzerindeki “mülkiyet” biçiminin aynı anlama gelmediğidir: Yiyecek gibi, barınak gibi temel tüketim mallarının yapımına katılacak doğal kaynakların yokluğunda hiçbir toplum varolamaz; varolsa bile işleyemez.
Aynı şekilde, insan yapısı araçlara, makinelere, sanayi cihazlarına sahip olmayan -hem de büyük miktarda sahip olmayan- modern bir toplum düşünülemez. Ancak, bu sermaye mallarının mülkiyet, kullanış ve denetlenme şekilleri ayrı olabilir. Kapitalizm, işte, bu şekillerden bir tanesidir. Kapitalizmin savunucuları en iyi şeklin, en iyi düzenin bu olduğunu ileri sürerler. Kapitalizmin karşısında olanlar ise diğer şekilleri savunurlar. İkisinin de anlaştığı nokta, sermayenin varlığının gerekli olduğudur.
Ayrı düştükleri nokta ise, sermaye üzerindeki mülkiyet biçiminin nasıl olacağıdır. Bir başka deyişle, sermayenin nerede ve nasıl kullanılacağı konusunda kararların kimler tarafından verileceğidir.
Özel mülkiyet : “Özel mülkiyet”, kapitalist ekonomilerin en önemli temel kurumlarındandır. Özel mülki yet kavramının anlamı kısaca şudur: Mal sahibine, sahibi olduğu mallar üzerinde tam bir denetleme ve kullanma yetkisi ve hakkı verilmesi, tanınan bu hakkın da toplum tarafından korunması. Daha kesin çizgilerle diyebiliriz ki, özel mülkiyet, değer taşıyan nesneleri alma, saklama, kullanma ve elden çıkarma hakkıdır. Ayrıca mal sahibine, malını bizzat kullanma hakkının yanı sıra, o malı başkalarının kullanabilmesi için gerekli şartları koyma yetkisi de verilmektedir.
Zenginliğin birikimini ve korunmasını teşvik eden temel unsur, özel mülkiyet kurumudur. Bu koşulların devam etmesi halinde özel mülkiyet, kapitalist ekonomilerin en belirgin ve en etkili bir kurumu olmaya devam edecektir. Özel mülkiyet ortadan kalktığı zaman -ki böyle bir durumda ekonomik kararların kaynağı özel mülkiyet dışı bir kurum olacaktır- kapitalist düzen de varlığını yitirecektir.
Veraset : Genellikle özel mülkiyetin bir kesiti olarak görülen veraset, hiç değilse kuramsal bir açıdan bakıldığı zaman, ayrı bir incelemeyi gerektirmektedir. “Mal tevarüsü” ya da miras yoluyla mal edinme olarak da adlandırılabilecek bu kurumda iki ayrı hak dizisi görüyoruz: Bunlardan birincisi vasiyet etme hakkı, ikincisi de miras hakkıdır. Veraset kavramının buradaki kullanılışı her ikisini de kapsamına almaktadır.
Veraset kurumu kapitalizmin önemli temel taşlarından biridir; ortadan kalkması üretim malları mülkiyetinin tedrici bir şekilde kamulaştırılmasına yolaçacaktır; zira gayet kesin bir şekilde zenginlik (sermaye) birikimini teşvik etmektedir. Fakat veraset hiçbir şekilde doğal bir kurum değildir.Veraset insanın mutlak ya da doğal hakları arasında görülemez. Özel mülkiyet gibi veraset hakkı da, toplum tarafından değişik biçim ve kalıplara sokulabilir; hattâ toplum tarafından insanlara tanınan haklar arasından da çıkarılabilir. Bu kurumlar insan yapısıdır. Nasıl kapitalist sistem doğal veya mutlak bir sistem değilse, kapitalizmi meydana getiren bu kurumlar da aynı şekilde mutlak ya da doğal değildir; sadece sistemin (kapitalizm) doğasındadır. Bir başka deyişle, kapitalist düzen sürdükçe özel mülkiyet ve veraset kurumları da devam edecektir.
Özel teşebbüs (girişim) özgürlüğü: Teşebbüs özgürlüğü kapitalist ekonomiler için büyük önem taşır. Müteşebbisin görevi, belirli mal ve hizmetlerin piyasaya arzedilmesi için gerekli nitelik ve nicelikteki üretim araçlarının bir araya getirilmesi ve eşgüdüm içinde çalışmalarının sağlanmasıdır. Müteşebbis, üretim araçlarının kiralanması, alınması üretimde kullanılmasında bir fayda görmediği sürece, o araçlar belirli alanlarda belirli şekillerde kullanılmayacaktır.
Kapitalist düzenlerde müteşebbislere faydalı olabilecek alanları bulup çıkarmak ve üretim araçlarını bu alanlarda kullanmak özgürlüğünü tanımak gereklidir. Üretim süreci bu şekilde yürütülmediği takdirde, kapitalist bir düzen altında başka türlü de yürütülemez. “Özel teşebbüs özgürlüğü” kapitalist ekonomilere özgü bir kurumdur.
Rekabet: Rekabetin sayısız biçim ve görünümleri de kapitalist ekonomik düzenlere damgasını vurmuştur. Rekabet kurumunun ilk ve en önemli görevi, kapitalizmin en önemli unsurlarından biri olan değer biçme süreci ile ilgilidir. Kapitalist ekonomilerde rekabet ya da serbest pazarlar ya da rekabet yoluyla fiyat belirlenmesi, kapitalist ekonominin diğer kurumlarıyla tutarlılık içindedir. Kapitalist ekonomilerin düzgün bir şekilde ve aksamadan işleyebilmesi için bu fiyat belirlenmesi mekanizmasının da aksamadan ve düzgün bir şekilde işlemesi gerekir.
Kapitalist ekonomilerde rekabetin en önemli görevlerinden biri, mal üretiminde yüksek verimlilik (etkenlik) sağlamak ve ulaşılan bu verimlilik düzeyini korumak ve geliştirmektir. Yüksek verimliliğin (etkenlik) oluşumunu sağlayacak kuvvet ve kurumların yokluğunda, hiçbir ekonomik örgütlenme biçiminin uzun ömürlü olması beklenemez.
Kâr amacı : Kâr güdüsünün kapitalist ekonomilerdeki yerini ve görevlerini değişik şekillerde anlatmak mümkündür. Bir açıdan bakarsak diyebiliriz ki, kâr güdüsü, kapitalist ekonomilerin merkezî denetim organı dır; kapitalist ekonomileri fiilen yöneten kişi veya kuruluşların bulunması, düzenin özü bakımından, imkânsızdır. Kâr güdüsünün, müteşebbisi, üretim araçlarını en verimli üretim süreçlerinde kullanmak üzere harekete geçirmesi beklenir. Bu kâr güdüsü, müteşebbisi üretim araçlarını daha az önemli olan yerlerden daha önemli olanlarına aktarması için uyanık tutar. Bir başka deyişle, yüksek bir uzmanlaşma düzeyine ulaşmış ekonomilerde, kâr güdüsü eşgüdümü sağlayacak bir araç olarak çalışır.
Buna ek olarak müteşebbisi gerçekten müteşebbis olmaya adeta zorlar. Bunu yapmakla da yetinmez; gelir fazlası olasılığının daima bulunması sayesinde, teşebbüs hizmetleri yapmasını da sağlar. Sonuçları önceden kestirilemeyecek tehlikelerin göze alınması da bu kurumun bir parçasıdır. Kar güdüsü teşebbüs kararlarının denetimini yapar. Teşebbüs unsurunun ana kaynağı olması bakımından, kolaylıkla kapitalizmin kilit kurumu olarak nitelenebilir.
Kapitalizmin tarihçesi
Kökleri ilkçağa kadar uzanan kapitalizm Ortaçağın sonlarına doğru Avrupa’nın belirli bölgelerinde gelişmeye başladı. Ancak bir sistem olarak yerleşmesi onaltıncı yüzyıldan sonra gerçekleşti. Onaltı, onyedi ve onsekizinci yüzyıllarda İngiliz kumaş sanayisindeki büyüme kapitalizmin gelişimini hızlandırdı. Kapitalizm öncesi sistemlerde üretimin tüketimi aşan bölümünün üretim kapitalitesinin genişletilmesi amacıyla kullanılmasıyla ayrılıyordu. Birçok tarihsel etmen de bu gelişmeyi pekiştirdi. Onaltıncı yüzyıldaki reform hareketinin çabasını aşağılayan geleneksel ahlâkın etkilerini kırarken çok çalışma ve tutumlu olmaya da dini bir temel kazandırdı. Artık ekonomik eşitsizlik zenginlerin de ahlâklı olabileceği gerekçesiyle rahatça savunuluyordu.
Kapitalizmin gelişmesine katkıda bulunan diğer bir etmen de Avrupa’da değerli maden arzındaki artış ve bunun sonuncunda fiyatların yükselmesi oldu. Bu dönemde fiyatlar ücretlerden daha hızlı arttığından enflasyondan en çok sermaye sahipleri yararlandı. İlk kapitalistler (1500-1750) Merkantilist dönemde güçlü ulusal devletlerin ortaya çıkmasında da yararlandılar. Bu devletlerin izlediği ulusal güçlenme politikaları bir örnek para ve hukuk sistemleri gibi iktisadi gelişme için gerekli temel toplumsal şartların oluşmasını ve sonuç olarak ağırlığın devletten özel teşebbüse kaymasını sağladı.
İngiltere’de onsekizinci yüzyılda kapitalist gelişmenin odağı ticaretten sanayiye kaydı. Önceki yıllarda sağlanan sermaye birikimi, Sanâyi Devrimi sırasında teknik bilginin sanayiye uygulanması yolunda kullanıldı. Adam Smith (1723-1790) “Ulusların Zenginliğinin Nedenleri ve Kaynakları Üzerine bir inceleme” adlı eserinde klasik kapitalizmin ideolojisini ortaya koydu. Smith, toplumların gelişmesini Marksist kurama benzer biçimde çeşitli aşamalara ayırıyordu. Buna göre toplumlar avcılık, göçebeliğe dayalı tarım, feodal çiftçilik ve ticari karşılıklı bağımlılık aşamalarından geçerler. Her aşamanın kendine özgü kurumları vardır. Sözgelimi avcılık aşamasında mülkiyet olmadığı için adlî kurumlara gerek yoktu. Ama toplumsal çevrenin büyümesiyle birlikte düzenli orduların yanısıra özel mülkiyetin ve çeşitli ayrıcalıkların korunmasını aracı olarak devlet kurumu gelişti. Böylece daha karmaşık bir örgütlenme ortaya çıktı. Ücretleri loncaların yerine piyasaların belirlediği, özel girişime devletçe konan kısıtlamaların kalktığı son aşama ise sonradan serbest rekabet kapitalizmi olarak adlandırılan “kusursuz özgürlük” aşamasıdır. Bu aşamada bireylerin tutkuları doğrultusunda kendi durumlarını iyileştirmeye yönelik faaliyetlerini toplumsal bakımdan yararlı sonuçlara dönüştüren mekanizma rekabettir. Örneğin bireylerin rekabete dayalı mücadelesi sayesinde malların fiyatları, geçici sapmalar dışında üretim maliyetini denk düşen doğal düzeylerde oluşur. Ulusal servet ise toplumun üç ana sınıfını oluşturan işçiler, toprak sahipleri ve sanayiciler arasında gene ortak yararı en yüksek düzeye çıkarılacak biçiminde ücret rant ve kâr olarak bölüşülür. Dolayısıyla kendi kendine işleyen ve kendini sürekli olarak düzelten piyasa mekanizması devlet müdahalesi olmadan toplumsal düzenliliği sağlar. Bireylerin kendi çıkarları peşinde koşması ulusal zenginliği de artırır. Ekonomideki üretkenlik artışının temeli ise emeğin iş bölümüdür. Bireyler işbölümü sayesinde bir yandan kendi verimliliklerini artırırken aynı zamanda toplumsal üretkenliğin de artmasına katkıda bulunur. Rekabetçi sistemin isleyişini engelleyecek ayrıcalıklara ve devletin müdahalelerine izin verilmediği sürece ulusal zenginlik durmadan büyüyecek, toplum kendiliğinden en iyi noktaya ulaşacaktır.
Fransız Devrimi ve Napoleon Savaşları‘nın feodalizmin kalıntılarını silip süpürmesinden sonra Smith’in önerdiği politikalar giderek daha çok uygulamaya konuldu. Ondokuzuncu yüzyılda siyasal liberalizmin başlıca politikaları serbest ticaret, sağlam para (altın standardı), dengeli bütçe ve sosyal yardımların son derece kısıtlı tutulması biçiminde kendini gösteriyordu.
I. Dünya Savaşı kapitalizmin gelişmesinde bir dönüm noktası oldu. Savaştan sonra uluslararası piyasalar daraldı, altın standardının yerini uluslararası para birimi aldı, bankacılık alanında hegemonya Avrupa’dan ABD’ye geçti, Afurika ve Asya ulusları sömürgeciliğe karşı başarılı mücadelelere giriştiler ve dış ticaretin önündeki engellere yenileri eklendi. 1929 Büyük Bunalımı pek çok ülkede devletin ekonomiye karışmamasını öngören kapitalizmin ünlü “bırakınız yapsınlar” politikasına son vererek bir süre kapitalist sistemin geleceğine ilişkin şüpheleri artırdı. Ama II. Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika, Avrupa ülkeleri ve Japonya’daki başarısı sistemin yaşama gücünü sürdürdüğünü göstermekle kalmayarak Son yıllarda doğu bloğu ülkelerini de etkileyerek komünizme karşı sürdürdüğü rekabette önemli ölçüde başarı kazandı.
yepyeni 50 minimalist masaüstü duvar kağıdı (wallpapers)
14 Kas
masaüstü duvar kağıtlarının ruh halimizi nasıl yansıttığından bahsetmiş ve arada sırada bunları değiştirmek istediğimizde bize yardımı dokunabilecek çeşitli wallpaper kaynaklarına yer vermiştik. ( * - * - * )
ve daha önce sadelik ve nesnelliği bir arada sunanminimalist duvar kağıdı örneklerine ilk defa şuradadeğinmiştik. bu bildiri ile bu tarz minimalist çalışmaları seven ve de arşivinde bulundurmak isteyenler için yepyeni 50 minimalist masaüstü duvar kağıdına daha yer vereceğiz.
toplamda 50 tane olan bu minimalist duvar kağıtlarının hepsine buradan ulaşabilirsiniz.
400+ yüksek kaliteli ve çekici duvar kağıdı koleksiyonu
14 Kas
duvar kağıtlarını seviyorsanız sürekli değiştirme ihtiyacı duyabilirsiniz. masaüstünüzü taze tutmak için bu yazıda yüksek kaliteli ve yaratıcı duvar kağıtları kaynaklarına ulaşabileceksiniz.
tipografi, doğa, sanat ve fotoğrafçılık temalarının ön plana çıktığı 400+ duvar kağıdına aşağıdan ulaşabilirsiniz.
1. (really) stunning desktop wallpapers (gerçekten çok güzelmasaüstü duvar kağıtları)

2. 40+ awesome typography wallpapers, serious inspiration(harika tipografi duvar kağıtları)

3. 35 beautiful high resolution wallpaper collection (güzel yüksek kaliteli duvar kağıdı koleksiyonu)

4. 40+ absolutely stylish & creative hand-picked wallpapers(kesinlikle şık ve yaratıcı dikkate değer duvar kağıtları)

5. 35+ colorful and inspiring examples of high definition wallpapers (renkli, yüksek kaliteli ve i̇lham kaynağı duvar kağıtları

6. 45 beautiful dual-screen wallpapers (çift-ekran güzel duvar kağıtları)

7. 20+ high quality color spectrum and rainbow wallpapers(yüksek kaliteli spektrum ve gökkuşağı duvar kağıtları)

8. top 10 high-res wallpapers of upcoming games (gelecekte en iyi 10 oyun duvar kağıdı)

9. 60 most beautiful apple (mac os x leopard) wallpapers(çok güzel apple duvar kağıtları)

10. 70 beautiful dual-screen desktop wallpapers (güzel çift-ekran masaüstü duvar kağıtları)

11. 20 refreshing nature wallpapers (hayret verici doğa duvar kağıtları)

kaynak: pelfusion.com
Yeni iPhone Tasarimi
3 Kas
Isamu Sanada adlı bir japon tasarımcının tasarladığı bu yeni iPhone konsepti internette dolaşan bence en hoş (yakın zamanda üretilebileceğine ihtimal vermediğim; tam saydam olan hariç) iPhone konsepti.

iMac tarzı metal ve köşeli gövdesi şık ama narin olmayan bir görünüm katmış. Ekranın bir kenardan diğerine kadar uzanması ekranı olduğundan büyük gösteriyor.

Umarım apple tasarımcıları 4.nesil iPhone’un tasarımında bu konsepten yararlanırlar.
Kaynak
Duygusal zeka
3 Kas
EQ: Duygusal Zeka
1980 yılı sonunda Amerikalı iki psikolog, Yale’den Peter Salovey ve New Hampshire’den John Mayer empati, bilinç ve duygusal denetim gibi insan özelliklerini bir araya toparlamak için etkin bir yol arayışı içine girerler.
Birden karşılarına “duygusal zeka” adında akademik çevrelerce bilinmeyen bir tanımlama çıkar. Daha sonra The New York Times yazarı ve psikolog Daniel Goleman bu kavramı en fazla satış yapan kitabına başlık olarak verir. (Emotional Intelligence; Why it can matter more than IQ)

Şimdilerde bu kavram her yerde kullanılmaya başladı. Magazinlerde “kendi duygusal aklınızı keşfedin” başlıklı testlerde, çeşitli senaryolarda karşımıza çıkar oldu. Örneğin; uçağınız aniden kötü bir sarsıntı geçirdi; bu durumda…
a- film seyretmeye devam ederim.
b- acil durumda uygulanması gerekenleri uygularım.
c- a ve b’de belirtilenlerin birazını yaparım.
d- bilmiyorum, hiç karşılaşmadım.
tipi sorularla hazırlanan toplam 200 puanlık skorun duygusal bir “dahiyi”, 25 puanlık skorun ise bir “neanderthal” i tanımladığı duygusal sınırlamalara yöneldi. Duygusal zeka ilk olarak akademik çalışmalarda yakalandı; fakat 90′lardan itibaren psikolojik bir sır olma yolunda ilerliyor.

Günümüzde salgın hastalık gibi çevremizi saran vahşi cinayetleri, yürümeyen evlilikleri ve gençlerin uyuşturucuya bağımlılıklarını düşük ahlaka ve karakter çöküşüne bağlamak biraz aptalca ve savunmacı olur. Bu hastalıkları duygusal ve psikolojik bozukluklara bağlamak ise o kadar da yanlış olmaz. Duygusal zeka düzeyini geliştirme olanağı gençleri aynı zamanda yaşamın zorluklarına karşı hazırlama fırsatını da doğurur. Öfkeyi kontrol edebilme, başkalarıyla iletişim kurabilme insanın gelecek başarısı için soyut zekanın ölçülmesi olan IQ sonucundan daha iyi bir gösterge değil mi?
Eğer belirleyici ise, duygusal zeka hakkında iki büyük soru karşımıza çıkar. Duygusal zeka gerçekten anlamlı bir şekilde ölçülebilir mi?
Ölçülebiliyorsa, çocuklardan bu zekayı geliştirebilmeleri için gerekli olan becerileri öğrenmeleri beklenebilir ve duygusal zeka eğitim sistemlerindeki bozukluklar giderilebilir.

“Duygusal zeka” savunucuları, bu soruların yanıtları konusunda hayli iyimserler. Sadece, kavramı IQ gibi rakamsal bir çubuğa indirme de değil, aynı zamanda “marshmallow testi” gibi tahminleme gücü yüksek olan bir aracı olduğundan duygusal zekanın ölçülebilir olduğuna inanıyorlar.60′larda Stanford’dan psikolog Walter Mischel 4-5 yaş çocuklarından oluşan bir gruba marshmallow (sünger-şeker) verir; 15-20 dakika sonra geri döneceğini, şeker yemeyi bu sürenin sonuna erteleyebilirlerse 2. marshmallow ile ödüllendirilebileceklerini söyler. Yıllar sonra Mischel şeker yeme isteğinin önüne geçebilen ve yemeyi erteleyebilen çocukların, bu şekerleri ilk seferde yiyen çocuklardan duygusal, sosyal ve akademik açıdan daha başarılı ve mücadeleci olduklarını gözlemler.

Goleman, zevkleri erteleme yeteneğini, sorgulayan beynin dürtülere karşı kazandığı bir zafer olarak görür. Fakat bu, yeteneğin duygusal zekayı tam olarak belirlediği açıkça belli değildir. Marshmallow testleri, sonuçta diğer yeteneklerin de bulunduğu bazı karmaşık beyinsel davranışları gizlemektedir.Mischel daha sonra başarılı çocukların, başka şeyleri de düşünebildiğini keşfeder. Bazılarının şeker yemektense şarkı söylediğini, ayaklarını yere vurduğunu, birbirlerine hikayeler anlattıklarını ve birisinin de elinde şekerle uyuya kaldığını gözlemler.
Bu sonuçlardan, istenilen davranışın ortaya çıkmasında, konulan ödülün mutlak etkisi olmadığı, bununla beraber bireyin karmaşık olan bilişsel yeteneklerinin de ortaya çıkan davranışı belirlediği görülür. Zevkleri erteleme yeteneğinin yanında, kendini bilme, dürtü kontrolü, güdülenme ve empati duygusal zekayı oluşturan yetenekler olabilir.

sünger şeker
Connecticut’tan psikolog Ross Buck ise duygusal zekanın IQ gibi ölçümesi fikrine karşı çıkar. Tanıdık biriyle kurulan iletişim yeteneğinin, bir yabancıyla kurulan iletişimden farklı olduğunu ve her ikisinin kendine özgü duygusal iletişim özelliğine sahip olduğunu iddia eder.Psikolog Vasudevi Reddy bir çalışmasında, küçük bebeklerdeki utangaçlık ifadelerinin, sosyal bünyeye bağlı olarak farklılaştığını belirtir. Bebekler kafalarını çevirerek, kollarıyla yüzlerini kapatarak veya düz bakışlardan sakınarak utangaçlıklarını belli ederler. Fakat bu davranışları ne zaman ve ne sıklıkla yaptıkları kiminle ve kimlerle beraber olduklarına bağlıdır. Goleman, bu davranışların derecelerini çocuklarda ve gençlerde ölçülebilse bile, onlara bu davranışları kontrol etmeyi öğretmenin kolay olmadığını söyler.

Bu karışıklıklara rağmen, ABD ve Avrupa’da birçok eğitim ve psikolog özel olarak tasarlanmış programlarının yardımıyla duygusal yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyorlar. Davranışları ve tepkileri kontrol etmeyi öğreten dersler veriyorlar. Çocuklara trafik ışığı sistemiyle düşünmeleri öğretiliyor. Sinirden patlayacak durumda olsalar da önce kırmızı ışığı görmeleri, durmaları ve sakinleşmeleri; sarı ışıkta içinde bulundukları sorunu düşünmeleri; yeşil ışıkta ise ılımlı ve saldırgan olmayan bir çıkış yolu bulmaları öneriliyor.Aristoteles, “Herkes öfkelenebilir, bu kolaydır; fakat doğru insana, doğru derecede, doğru zamanda, doğru amaç için ve doğru şekilde öfkelenmek kolay değildir.” der.
Duygusal zeka kavramı insanlara entelektüel başarılarında duygusal yeteneklerinin önemini hatırlatmada yardımcı olabilir, ancak duygusal zekanın nasıl ölçüleceği ve geliştirileceği konusunda Aristoteles’in vardığı noktadan daha ileride olunduğunu söylemek mümkün değil.
H1N1 DOMUZ GRİBİ SALGINI
28 Eki
DÜNYA ÇAPINDA SAĞLIK ALARMINI HAKLI ÇIKARMAK İÇİN VERİLERLE OYNAMAK
The H1N1 Swine Flu Pandemic: Manipulating the Data to Justify a Worldwide Public Health Emergency adlı makalenin, yazarın izniyle yapılmış çevirisinin devamıdır. Çevirinin 1. kısmına buradan, 2. kısmına buradan erişebilirsiniz.
Aşağıdaki metin kutusunda niteliksel belirteçler kullanılmıştır. 1. gribin yayılması, 2. solunum hastalıklarının yayılması ve 3. sağlık hizmetleri üzerindeki etkileri çizelgelenmiştir.
H1N1 domuz gribinin yayılması sabit belirteçlere göre belirlenmemektedir.
Haritalar incelendiğinde (tablolardaki linklere tıklayın) H1N1′in yayıldığını kesin olarak gösterecek belirli bir kalıp ya da eğilim görülmemektedir.
Bildirimde bulunan birçok ülkede ya bilgi elde edilememektedir ya da veriler belirli bir eğilim göstermemektedir.
Buradaki soru şudur: bu bilgi nasıl olur da belirli bir grip türünün, H1N1′nin yayılmasını teyit etmek için kullanılır.
31 ve 32. hafta sırasında grip hareketliliğinin coğrafi dağılımı
31. hafta sırasında grip hareketliliğin coğrafi dağılımı
32. hafta sırasında grip hareketliliğin coğrafi dağılımı
31. ve 32. hafta sırasında solunum hastalıklarının bir önceki haftaya kıyasla eğilimi
31. hafta sırasında solunum hastalıklarının bir önceki haftaya kıyasla eğilimi
32. hafta sırasında solunum hastalıklarının bir önceki haftaya kıyasla eğilimi
31. ve 32. hafta sırasında akut solunum hastalıklarının nüfusa göre yoğunluğu
31. hafta sırasında akut solunum hastalıklarının nüfusa göre yoğunluğu
32. hafta sırasında akut solunum hastalıklarının nüfusa göre yoğunluğu
31. ve 32. hafta sırasında sağlık hizmetleri üzerinde etkisi.
31. hafta sırasında sağlık hizmetleri üzerinde etkisi
32. hafta sırasında sağlık hizmetleri üzerinde etkisi
KAYNAK: DSÖ | Salgın (H1N1) 2009 – güncelleme 62 (21 Ağustos 2009′da gözden geçirilmiştir)
——–metin kutusu sonu———–
ABD’de “Teyit Edilmiş ve Olası Vakalar”
DSÖ’nün niceliksel değerlendirmeden niteliksel değerlendirmeye geçmeye ve devletlerden verileri laboratuar testleriyle sorgulamasını istememesine karar verdiği 10 Temmuzun ardından, 24 Temmuzda Atlanta merkezli HKM (Hastalık Kontrol Merkezi) de ”teyit edilmiş ve olası vakalar”a dair veri toplama sürecini devam ettirmeyeceğini açıklamıştır.
“ABD’de kaç tane yeni H1N1 grip enfeksiyonu vakası bildirilmiştir? H1N1 grip salgının ilk tespit edildiği 2009 Nisan ayı ortalarında, HKM, hastalığın teyit edilmiş ve olası vakalarıyla ilgili sayılar da dahil olmak üzere, yeni H1N1 salgınına dair verileri toplamak, tasnif etmek ve analiz etmek için eyaletlerle birlikte çalışmaya başlamıştır. 15 Nisan 2009′dan 24 Temmuz 2009′a kadar eyaletler toplam olarak 43,771 teyit edilmiş ve olası H1N1 grip enfeksiyonu vakası bildirmiştir. Bu vakalar içinden 5,011 kişi hastaneye kaldırılmış ve 302 kişi ölmüştür. 24 Temmuz 2009′da teyit edilmiş ve olası vakaların sayılmasına son verilmiştir. Bu sırada, hastaneye kaldırma ve ölümlerle ilgili ulusal raporların toplanmasına devam edilmiştir (bkz HKM H1N1 Gribi | HKM’nin Çevrimiçi Raporlarına Dair Sorular ve Cevaplar)
H1N1′in nasıl yayıldığına dair değerlendirmesine ampirik destek olacak verileri toplamaya devam etmek yerine, HKM, ABD’deki gerçek H1N1 grip vakalarını tahmin etmeye çalışmak için bir model geliştirdiğini duyurmuştur.
“Model, eyaletlerin bildirdiği vaka adetlerini almış, bunları azımsandığı bilinene kaynaklara göre uyarlamıştır (örneğin, H1N1 gribine yakalanan herkes tıbbi destek aramamıştır; ve tıbbi destek isteyen herkesten sağlık ekipleri tarafından numune alınmamıştır)……HKM tekil vakaların sayımını neden durdurmuştur? Salgının ilk safhalarında hastalığın nasıl yayıldığını takip etmek için tekil vakalar kullanılmıştır. H1N1 gribi giderek yaygınlaşırken, tekil vaka sayımları hastalığın gerçek ağırlığını temsil etme açısından giderek daha tutarsız olmuştur. Bunun sebebi, pek çok kişinin H1N1′den orta derecede hastalanması ve tedavi istememesi; pek çok kişinin tedavi istemesi ve görmesi ama resmen test edilip teşhis konmaması; ve salgın yoğunlaştıkça, bazı durumlarda testin sadece hastaneye kaldırılan hastalarla sınırlı kalmasıdır. Bu da, resmi vaka sayımlarının, ABD’deki gerçek H1N1 grip hastalığı yükünün sadece küçük b.r bölümünü temsil ettiği anlamına gelmektedir. HKM, salgının ilk safhalarındayken, hastalık iyice yaygınlaştığı zaman hastalığı, hastaneye kaldırılmayı ve ölümleri takip etmek için standart gözetim sistemlerine geçişin daha değerli olacağını fark etmiştir. HKM, 24 Temmuz 2009′dan itibaren tekil vakaların resmen bildirilmesini durdurmuştur (aynı yazı, vurgulamalar eklenmiştir).”
Yanlı Tahmin
Eyaletlerin HKM’ye aktardığı verilerin özelliği tam olarak nedir? HKM, hastanelik vaka ve ölümlere dair birikimli ulusal raporların aktarılmasını istemiştir.
Bilgiler daha başlangıçta kavramsal olarak yanlış ve tamamlanmamışsa, kestirimler ve/veya benzetişimler (simulasyon) kaçınılmaz olarak yanlı olur.
Sistematik laboratuar teyidi olmaksızın virüsün özelliklerini belirlemek imkansızdır, zira H1N1′in belirtileri normal gribe çok benzemektedir. Başka bir deyişle, eyaletlerin topladığı ve HKM’ye aktardığı veriler gerçekten teyit edilmiş H1N1 domuz gribi vakalarına mı aittir yoksa mevsimsel gribin yaygınlığına mı işaret etmektedir?
HKM, eyaletlerin kendisine gönderdiği verilerin “gerçeğin altında” öne sürmüştür. Sonra da, çoğu mevsimsel gribe ait olan “teyit edilmemiş” vakalara ait sayıları yukarı çekmiştir. Ardından “düzeltilmiş değerler” modele sokulmuştur.
Bu yaklaşıma bakarsak [HKM modeline], Temmuz – Ağustos 2009 tarihleri arasında ABD’de bir milyondan fazla insanın yeni H1N1 gribinden hastalanacağı tahmin edilmektedir. Bu modelin ayrıntıları ve modelleme çalışması başka bir bültende açıklanacaktır (aynı yazı).
Bu model sonra da domuz gribinin yayılmasını tahmin etmek ve ulusal sağlık alarmı vermeyi haklı göstermek için kullanılmıştır. “Domuz gribi önümüzdeki iki yılda Amerikalıların yüzde kırkını etkileyebilir; ve aşı kampanyası ve diğer önlemler başarılı olmazsa yüz binlerce insan ölebilir.” (ABD Hükümetinin resmi açıklaması, Associated Pres, 24 Temmuz 2009).
Model kurma ve bilgisayarlı benzetişim konularını bilen herkes, modelde kullanılan veri ve varsayımların yanlış olması durumunda sonuçların kaçınılmaz olarak yanlı olacağını bilir.
Burada, özellikle İngiltere örneğinde olduğu gibi “artan ölümler için toplu mezarlar yapılmaktadır” gibi duyularla birlikte ele alındığında, etkileri çok büyük ve panik atmosferi yaratmaya müsait istatistiksel manipülasyonla karşı karşıyayız.
facebook’tan artık mp3 hediye edebileceksiniz
28 Eki
facebook tarafından, kullanıcıların arkadaşlarına çeşitlihediyeler gönderebilmeleri için geliştirilmiş olan facebook hediye dükkanı (facebook gift shop ) uygulaması, facebook’un önemli gelir kaynaklarından biri durumunda. zira kullanıcılar, facebook hediye dükkanı ile arkadaşlarınahediye gönderebilmek için, yine facebook’tan satın aldıkları kredileri (1 kredi = 10 cent) kullanmak zorundalar.

facebook; doğum günü, romantik, arkadaşlık, çiçekler ve kutlamalar gibi birçok farklı kategorideki hediyeleri bünyesinde barındıran facebook hediye dükkanıuygulamasına şimdide; kullanıcılarının arkadaşlarına çeşitlimüzik parçaları gönderebilmeleri için, music and mp3skategorisini eklediğini duyurdu.

şimdilik, sadece abd’deki kullanıcıların hizmetine sunulan,music and mp3s kategorisinden hediye göndermek için, 1 kredi (10 cents) yeterli olabilecek ve arkadaşınız göndermiş olduğunuz müzik parçasını legal olarak dinleyebilecek.

facebook hediye dükkanı uygulamasından göndereceğiniz müzik parçalarına 1 kredi yerine 9 kredi (0.90 $ ) öderseniz, arkadaşınız bu müzik parçasını indirebilecek ve farklı bilgisayarlara ve cihazlara kopyalayabilecek.
t-shirt tasarım dersleri ve kaynakları
25 Eki

muhtemelen dünyanın en çok satın alınan giysisi t-shirt’tür. haliyle, oldukça fazla tasarımcının çalıştığı çok geniş bir sektöre aittir. “grafik tasarımla ilgileniyorsanız ilgi alanınızı bir adım daha öteye taşıyarak tişört tasarımında kendinizi geliştirebilir ve sektördeki yerinizi alabilirsiniz.
bu noktada işinize yarayacak bir bildiri.
tişört tasarım dersleri
bu dersler sayesinde hem tişört tasarımı hakkında birçok şey öğreneceksiniz hem de vektör tasarımdan, renk ve ışık ayarlarına kadar neredeyse photoshop ve illustrator’ın bütün araçlarında ve efektlerinde kendinizi geliştirebileceksiniz.

sınırlı renk aralığında tişört tasarımı


illustrator ile tişört üstünde serigrafi çalışması

fotorealistik tişört modelleri

photoshop’ta baskı efektleri dersi



photoshop’ta baskı için renk ayrımları

illustrator’da tişört tasarımı

ultra scenexcore tişört tasarımları


photoshop’ta baskı için basit renk ayrımları


diy vintage tişört tasarımları



tamamlanmış bir model çalışması


tişört tasarım derslerinin haricinde, internette işinize yarayacak tarzınıza uygun hazır tişört template’lerinden,vektörel modellere kadar bir çok kaynak da mevcut.
gomedia vektörel giysi kolleksiyonu


ücretli ve ücretsiz tişört template’leri

vektörel boş tişört taslakları

tişört tasarımı için model template’leri


facebook oyunlarının top 10′u burada!
20 Eki
sosyal ağların gelişmesiyle, zaten ciddi bir kullanıcı kitlesine sahip olan oyun dünyası, sosyal ağların kendilerine sağladıkları çeşitli imkanlar ile kullanıcıların birbirleri ile olan etkileşimlerini en üst düzeye çıkarmalarını sağlayan sosyal oyunlar (social gaming) ile, büyük miktarda maddi kazançelde etmeye başladılar.

aşağıdaki listede, günümüzün lider sosyal ağı olanfacebook’ta oynayabileceğiniz, en ilgiçekici 10 oyunubulabilirsiniz.
10- biotronic

9 - restaurant city

8 - mindjolt games


6 - zynga poker

5 - bejeweled blitz

4 - yoville

3 - mafia wars

2 - word challenge

1 - farmville























