mesaj

Mustafa Kemal Atatürk

1881: selanik’te doğdu.
1893: askeri rüştiye’ye girdi ve kemal adını aldı.
1895: selanik askeri rüştiyesi’ni bitirdi, manastır askeri idadisi’ne girdi.
1899 mart 13: istanbul harp okulu piyade sınıfına girdi.
1902 harp akademisi’ne girdi ve burada gazete çıkardı.
1905 ocak 11: harp akademisi’ni yüzbaşı olarak bitirdi, şam’a 5. ordu’nun 30. süvari alayı’nda staj yapmak için atandı.
1906 ekim: şam’da vatan ve hürriyet cemiyeti’ni kurdu. şam’da topçu stajını yaptı ve kolağası oldu.
1908 temmuz 23: meşrutiyet’in ilan edilmesi için çalışmaları.
1909 mart 31: 31 mart ihtilalinde hareket ordusu kurmay subayı olarak çalıştı.
1911 eylül 13: mustafa kemal, istanbul’a genelkurmay’a naklen atandı.
1911 kasım 27: mustafa kemal, binbaşılığa yükseldi.
1912 ocak 9: mustafa kemal, trablusgarp’ta tobruk saldırısını yönetti.
1913 ekim 27: mustafa kemal, sofya ateşemiliterliği’ne atandı.
1914 mart 1: mustafa kemal, yarbaylığa yükseltildi.
1915 şubat 2: mustafa kemal, tekirdağı’nda 19. tümeni kurdu.
1915 şubat 25: mustafa kemal’in maydos’a gidişi.
1915 nisan 25: mustafa kemal, arıburnu’nda itilaf devletleri’ne karşı koydu.
1915 haziran 1: mustafa kemal’in albaylığa yükselişi.
1915 ağustos 9: mustafa kemal, anafartalar grup komutanlığı’na atandı.
1915 ağustos 10: mustafa kemal, anafartalar’dan düşmanı geri attı.
1916 nisan 1: mustafa kemal’in tuğgeneralliğe yükselişi.
1916 ağustos 6: mustafa kemal, bitlis ve muş’u düşman elinden kurtardı.
1917 eylül 20: mustafa kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.
1917 ekim: mustafa kemal, istanbul’a döndü.
1918 ekim 26: mustafa kemal, halep’in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu. 1918 ekim 30: mondros mütarekesi’nin imzalanması.
1918 ekim 31: mustafa kemal’in yıldırım orduları grup komutanlığı’na atanması.
1918 kasım 13: yıldırım orduları grup komutanlığı’nın kaldırılması ve mustafa kemal’in istanbul’a dönüşü. 1919nisan 30: mustafa kemal’in erzurum’da bulunan 9. ordu müfettişliği’ne atanması.
1919 mayıs 15: izmir’e yunan’lıların asker çıkarması.
1919 mayıs 16: mustafa kemal, bandırma vapuruyla istanbul’dan ayrıldı.
1919 mayıs 19: mustafa kemal, samsun’a çıktı.
1919 haziran 15: mustafa kemal, 3. ordu müfettişi ünvanını aldı.
1919 haziran 21: mustafa kemal, ulusal güçleri sivas kongresi’ne çağırdı.
1919 temmuz 8 / 9: mustafa kemal, askerlikten çekildi. (saat: 20:50)
1919 temmuz 23:mustafa kemal’in başkanlığı altında erzurum kongresi’nin toplanması ve bir temsil kurulu seçerek dağılması. (7 ağustos 1919)
1919 eylül 4: mustafa kemal’in başkanlığı altında sivas kongresi’nin toplanması ve 11 eylül’de sona ermesi.
1919 eylül 11: mustafa kemal, anadolu ve rumeli müdafaayı hukuk cemiyeti heyet temsiliyesi başkanlığı’na saçildi.
1919 ekim 22: amasya protokolü’nün imzalanması.
1919 kasım 7: mustafa kemal, erzurum’dan milletvekili seçildi.
1919aralık 27: mustafa kemal, heyeti temsiliye’yle birlikte ankara’ya geldi.
1920 mart 20: istanbul’un itilaf devletleri tarafından ele geçirilmesi, mustafa kemal’in protestosu, ankara’da yeni bir millet meclisi toplama girişimi.
1920 mart 18: istanbul’da meclis-i mebusan’ın son toplantısı.
1920 mart 19: mustafa kemal tarafından ankara’da üstün yetkiyi taşıyan bir millet meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.
1920 nisan 23: mustafa kemal, ankara’da türkiye büyük millet meclisi’ni açtı.
1920 nisan 24: mustafa kemal, büyük millet meclisi başkanı seçildi.
1920mayıs 5: mustafa kemal’in başkanlığında ilk hükümet’in toplantısı.
1920 mayıs 11: mustafa kemal, istanbul hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.
1920mayıs 24: mustafa kemal’in cezası padişah tarafından onaylandı.
1920 ağustos 10: osmanlı imparatorluğu delegeleriyle itilaf devletleri arasında sevr antlaşması’nın imzalanması.
1920 ocak 9 / 10: birinci inönü savaşı.
1921 ocak 20: ilk teşkilat-ı esasiye (anayasa) kanunu’nun esas maddelerinin kabulü.
1921 mart 30 / nisan 1: ikinci inönü savaşı.
1921 mayıs 10: mustafa kemal tarafından büyük millet meclisi’nde anadola ve rumeli müdafaai hukuk grubu’nun kurulması ve mustafa kemal’in grup başkanlığı’na seçilmesi.
1921 ağustos 5: mustafa kemal’e başkumandanlık görevinin verilmesi.
1921 ağustus 22: mustafa kemal’in yönetiminde sakarya meydan savaşı’nın başlaması.
1921 eylül 13: sakarya meydan savaşı’nın kazanılması.
1921 eylül 19: mustafa kemal’e mareşallik rütbesinin verilmesi ve mustafa kemal’in gazi ünvanını alması.
1922ağustos 26: gazi mustafa kemal’in kocatepe’den büyük taarruz’u yönetmesi.
1922 ağustos 30: gazi mustafa kemal’in dumlupınar başkumandanlık meydan savaşı’nı kazanması.
1922 eylül 1: gazi mustafa kemal’in: “ordular! ilk hedefiniz akdeniz’dir, ileri !” emrini vermesi.
1922 eylül 9: türk ordusu’nun izmir’e girmesi.
1922 eylül 10: gazi mustafa kemal’in izmir’e gelişi.
1922 ekim 11: mudanya mütarekesi’nin imzalanması.
1922 kasım 1: gazi mustafa kemal’in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.
1922 kasım 17: vahdettin’in bir ingiliz harp gemisiyle istanbul’dan kaçması.
1923 ocak 29: gazi mustafa kemal’in latife hanım’la evlenmesi.
1923 temmuz 24: lozan antlaşması’nın imzalanması.
1923 ağustos 9: gazi mustafa kemal’in halk fırkası’nı kurması.
1923 ağustos 11: gazi mustafa kemal’in 2. büyük millet meclisi başkanlığı’na seçilmesi.
1923 ekim 29: cumhuriyet’in ilan edilmesi.
1923 ekim 29: gazi mustafa kemal’in ilk cumhurbaşkanı olması.
1924 mart 1: gazi mustafa kemal’in büyük millet meclisi’nde halifeliği kaldırması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu söylemesi.
1924 mart 3: hilafetin kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, şer’iyeve evkaf vekaletiyle (bakanlığıyla), erkanıharbiyei umumiye vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların büyük millet meclisi’nce kabul edilmesi.
1924 nisan 20:türkiye cumhuriyeti teşkilatı esasiye (anayasa) kanunu’nun kabul edilmesi.
1925 şubat 17: aşarın kaldırılması.
1925 ağustos 24: gazi mustafa kemal’in ilk defa kastamonu’da şapka giymesi.
1925 kasım 25: şapka kanunu’nun büyük millet meclisi’nde kabul edilmesi.
1925 kasım 30: tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü.
1925 aralık 26: uluslararası takvim ve saatin kabulü.
1926 şubat 17: türk medeni kanunu’nun kabulü.
1927 temmuz 1: gazi mustafa kemal’in cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez istanbul’a gitmesi.
1927 ekim 15 / 20:gazi mustafa kemal’in cumhuriyet halk partisi 2. kurultayı’nda tarihi büyük nutku’nu söylemesi.
1927 kasım 1: gazi mustafa kemal’in 2. kez cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi.
1928 ağustos 9: gazi mustafa kemal’in sarayburnu’nda türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.
1928 kasım 3: türk harfleri kanunu’nun büyük millet meclisi’nde kabul edilmesi.
1931 nisan 15: gazi mustafa kemal tarafından türk tarih kurumu’nun kurulması.
1931 mayıs 4: gazi mustafa kemal’in 3.kez cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi.
1932 temmuz 12: gazi mustafa kemal tarafından türk dil kurumu’nun kurulması.
1933 ekim 29: gazi mustafa kemal’in cumhuriyet’in 10. yıldönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
1934 kasım 24: gazi mustafa kemal’e büyük millet meclisi tarafından atatürk soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi.
1935 mart 1: atatürk’ün 4. kez cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi.
1937 mayıs 1: atatürk’ün çiftliklerini hazine’ye ve taşınamaz mallarını da ankara belediyesi’ne bağışlaması. 1938 mart 31: atatürk’ün hastalığı hakkında cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği’nin ilk resmi duyurusu.
1938 eylül 15: atatürk’ün vasiyetnamesini yazması.
1938 ekim 16: atatürk’ün hastalık durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına başlanması.
1938 kasım 10: atatürk’ün ölümü. (perşembe, saat: 09.05)
1938 kasım 11: istanbul şehir meclisi’nin olağanüstü toplantı yapması. saraydaki cumhurbaşkanlığı forsunun indirilerek yerine yarıya kadar indirilmiş türk bayrağı’nın çekilmesi.
1938 kasım 12: atatürk’ün ölümü dolayısıyla, yüksek öğretim gençliğinin üniversite konferans salonu’nda toplanması.
1938 kasım 13: gençliğin taksim cumhuriyet anıtı önünde toplanarak atatürk’ün kurduğu cumhuriyet’i koruyacaklarına ant içmeleri.
1938 kasım 14: büyük millet meclisi çok hazin bir toplantı yaptı.
1938 kasım 15: hükümet atatürk’ün ankara’da ebedi istirahat yerine konulacağı 21 kasım 1938 tarihini ulusal yas günü olarak duyurdu.
1938 kasım 16: istanbul’lular atatürk’ün dolmabahçe sarayı muayede salonu’ndaki katafalkı önünde sabahın ilk saatlerinden gecenin son saatlerine kadar saygı ve üzüntü içinde son görevlerini yaptılar.
1938 kasım 19: büyük bir törenle, atatürk’ün dolmabahçe’den alınan yüce cenazesi, önce sarayburnu’na, oradan zafer torpidosuyla yavuz zırhlısına götürüldü.yavuz zırhlısıyla izmit’e kadar götürülen tabut, oradan ankara’ya yolcu edildi.
1938 kasım 20:atatürk’ün sevgilinaşı ankara’ya ulaştı ve ankara’da büyük millet meclisi önündeki katafalka konuldu. ankara’lılar da son görevlerini saygıyla yaptılar.
1938 kasım 21: atatürk’ün cenazesinin etnoğrafya müzesi’ndeki geçici kabre konulması.
1938 kasım 25: atatürk’ün vasiyetnamesinin açılması.
1938 aralık 26: atatürk’ün “ebedi şef” sanıyla anılmasının kabul edilmesi.
1953 kasım 4: atatürk’ün geçici kabri’nin açılması.
1953 kasım 10: atatürk’ün cenazesinin anıt-kabir’e nakledilmesi.

bir belçika kartpostalında yazan yazı;

”türkiye, atatürk’ü tanrı’ya borçlusun, geriye kalan her şeyi de atatürk’e…”.

Güzel sözler ( Aforizmalar )

Aforizma ; ’benim arzum, başkalarının bir kitapta anlattıkları şeyi on cümlede anlatmaktır’ der nietzche aforizmayı açıklarken.

etkileyici ifade biçimide diyebiliriz. Mesela Aşağıdaki sözler gibi,

üçüncü dünya savaşında hangi silahlar kullanılacak bilmiyorum, ama dördüncüsü taş ve sopa ile yapılacak..
iki şey sonsuzdur.. evren ve insan ahmaklığı; ve evreninkinden ise şüpheliyim…
hiçbir yanlışlığa düşmeyen kişi, yeni bir hiçbirşeyi denemeyendir…
eğitim, okulda öğrenilen unuttuklarımızdan geriye kalanlardır…
bende özel bir yetenek arayanlar yanılıyorlar, sadece derin bir anlama merakım var…

albert einstein.

yiğitlik intikam almak değil , tahammül etmektir…
alınyazımı değiştiremem ama istemediğim kadere de boyun eğmem…
gürültü için akordu bozmak yeter…
ne yoksuldur sabrı olmayanlar…
tazılar kondisyonlari için koşar ama efendileri için avlarlar…

william shakespeare

erkek her zaman düşünen hayvan olarak tanımlanmıştır, ama düşünceli davranması gerekince sinirden kuduran bir hayvan olmuşlardir…
erkekler kendilerini yorgun hissettikleri için, kadınlar ise meraktan evlenirler… ikisi de hayal kırıklığına uğrar…
moda denilen sey o kadar çirkindir ki onu her altı ayda bir değiştirirler…
düşmanlarını daima affet. onları daha fazla hiçbirşey kızdıramaz…
erkekler, daima kadınların ilk aşkları olmayı ister ,kadınlarsa ise erkeğin son aşkı olmayı…

oscar wilde

Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası “CUMHURİYET BAYRAMI KONSERİ”

Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası “CUMHURİYET BAYRAMI KONSERİ”
TARİH : 30 EKİM 2009 CUMA
CUMHURİYET BAYRAMI KONSERİ”
YER ve SAAT : Fethiye Kültür Merkezi – 20.00
ŞEF : İnci ÖZDİL
KORO ŞEFİ : Gülnihal GÜL
KORO : U.Ü. Eğitim Fakültesi Korosu
PROGRAM : İ. USMANBAŞ “Nutuk” (Bursa’da ilk Seslendirilişi)
M.SUN – “Kurtuluş” Film Müzikleri

Cumhuriyet Bayramı Kutlaması

Tüm halkımızın en içten dileklerle cumhuriyet bayramını kutlarız.

Avrupa’daki En Popüler 8 Ucuz Havayolu Firması

Bu yazıda Avrupa’da ucuz havayolları olarak bilinen belli başlı firmaların artılarıyla ve eksileriyle incelemeye çalışacağım. Ayrıca Türkiye’den Avrupa’ya yapılan uçuşlarda hangi ülkeler için hangi havayolunun daha cazip olduğuna kısaca değineceğim. Bu yazıyı okumaya başlamadan önce daha önce yazdığım “Kim Ucuz Uçak Bileti İster?” adlı yazıyı da okumakta fayda var.

1-) RyanAir

Avrupa’da ucuz havayolu diyince akla gelen ilk firma tabii ki bir İrlanda şirketi olan Ryan Air. Yaptığı akıl almaz kampanyalarla vergiler dahil 1 €’ya dahi uçuran Ryan Air, bir çok seyahat tutkunun gözdesi durumunda. Sabah Milano’dan çıkıp öğle yemeğini Amstredam’da yiyen akşamına da Roma’ya giden, bu ve buna benzer milyonlarca kombinasyonla çok ama çok ucuza gezen insan sayısının hiç de azımsanmayacak düzeyde olduğunu söylemeliyim. Özellikle Avrupa’nın büyük şehirlerine uçuyorsanız, websitesi ilk incelenmesi gereken firma kesinlikle  Ryan Air.  Ryan Air’le ilgili  birkaç küçük ipucu vermek gerekirse ne yapıp edip bir “visa electron” kart edinin. Herhangi bir kredi kartından yolculuk başına 5 € masraf alan Ryan Air’in, visa electron’dan hiç masraf almadığını belirteyim. Bu durumun sadece Ryan Air’e özgü olmadığını, hemen hemen tüm ucuz hava yolu şirketlerinde durumun böyle olduğunu belirtmekte de fayda var. İkinci ipucu ise biletlerin alınacağı zaman hakkında. Ryan Air’de bilet fiyatlarıinanılmaz değişken. Özellikle bazı geceler inanılmaz fiyatlara bilet bulmak mümkün. Diğer bütün ucuz hava yolu şirketlerinde olduğu gibi Ryan Air’de de biletlerin uçuş tarihinden çok önce alınması ucuz bilet bulmak konusunda kritik bir önem taşıyor.

Ryan Air’le ilgili bir diğer ilginç ayrıntı da uçak biletlerinin numarasız satılmasından dolayı uçağa ilk binme esnasında müthiş bir yer kapma savaşının olması. Aslında bir çok ucuz hava yolu firması biletlerini numarasız olarak satıyor olmasına rağmen, Ryan Air, EasyJet gibi firmaların diğerlerine göre çok daha fazla kalabalık olması bu yer kapma savaşını inanılmaz boyutlara çıkartıyor.

Web Sitesi :   http://www.ryanair.com

2-)EasyJet

85Ucuz uçuş diyince akla gelen bir diğer firma ise  Easyjet. İngiltere merkezli bu firmadan da  Ryan Air kadar olmasa da çok ucuz fiyatlara bilet bulmak mümkün. Diğer tüm ucuz hava yolu şirketinde  olduğu gibi alınan biletlerin iadesinin olmadığını belirtmekte fayda var.  Bunun verdiği özgüvenle özellikle Easyjet’de, kapasitesinin üzerinde rezervasyon olayı tavan yapmış durumda. Birçok uçuşta nasıl olsa 50-60 yolcu gelmez diyip kapasitelerinin çok üstünde bilet sattıklarını zaman zaman bu yüzden zor durumlara düştüklerini söylemeliyim. Easyjet’in bizleri ilgilendiren en önemli özelliği ise gidiş dönüş yaklaşık 75 euro’dan başlayan fiyatlarla İstanbul – Londra arası uçak bileti alabilmemiz. Birçok kullanıcıya göre konforunun Ryan Air’e göre yüksek olduğunu da söylemeliyim.

Web Sitesi:  http://www.easyjet.com

3-) GermanWings

brandEskisi kadar olmasa da çok ucuz biletler bulabileceğiniz bir diğer firma da, Germanwings. Erken bilet alanın daha ucuza uçtuğu bir sisteme sahip olan Germanwings’den, gideceğiniz tarih belliyse vergiler dahil 30 Euro’ya kadar bilet mümkün. Alman disiplininden gelmesiyle de son derece güvenli ve ilkeli çalıştıkları söylenebilir.  Eskiden bir bölümüne sahip olan Lufthansa 1 Ocak 2009′dan beri şirketin tek sahibi durumunda. Eğer gideceğiniz tarih çok önceden belliyse ve Almanya’ya umayı düşünüyorsanız  kesinlikle sitesini takip etmekte fayda var. Germanwings ile ilgili ilginç bir bilgi ise “Blind Booking” isimli daha önce kimse tarafından denenmemiş bir sisteme sahip olması. Bu sistem sayesinde nereye gideceğinizi bilmeden çok ucuz fiyatlara bilet satın almak mümkün.

Web Sitesi:  http://www.germanwings.com

4-) WizzAir

brandBarcelona, Milano, Köln, Brüksel gibi büyük şehirlerden Prag,Budapeşte,Varşova, Bükreş,Sofya gibi doğu Avrupa şehirlerine oldukça ucuz fiyatlara bilet bulmanın mümkün olduğu firma ise, Wizzair. Erken bilet alanlar için oldukça avantajlı fiyatların olduğunu söylemeliyim. Özellikle diğer ucuz hava yolu firmalarının pek fazla sefer düzenlemediği şehirlere vergiler dahil yaklaşık 20 Euro’dan başlayan fiyatlarla bilet satın almanın mümkün olması Wizzair’i oldukça ayrıcalıklı kılıyor.

Web Sitesi:  http://wizzair.com

5-)Corendon

Corendon-logo-EF67D93380-seeklogo.comÖzellikle Türkiye’den Einhoven, Amsterdam, Rotterdam, Brüksel gibi Benelüks ülkelerine ucuza uçabileceğiniz havayolu firması ise, Corendon. Diğer ucuz hava yollarının aksine koltuk numarası alarak uçuyor olmanız ve 25 kg bagaj sınırınızın olması Corendon’un en büyük artısı. Eksisi ise diğer havayollarının aksine kredi kartıyla ödeme de 10 Euro ekstra ücret alması ve yüksek havaalanı vergilerinin olması. Charter bir firma olmasından dolayı rötar konusu zaman zaman problem olsa da, uçacağınız güne çok yakın tarihlerde bile oldukça ucuza bilet bulmanızdan dolayı web sitesi sürekli takip edilmesi gereken firmalardan.

Web Sitesi:  http://www.corendon.com/

6-)MyAir

200px-Logo_MyAirİtalya’ya yapılacak uçuşlar için akla gelen ilk ucuz havayolu firması ise Myair. Özellikle Türkiye’den İtalya’ya gidecek olanlar için sundukları avantajlı bilet fiyatlarıyla göz dolduruyor, Myair. Milano uçuşlarını Bari üzerinden yapmasıyla eskiye göre Türk müşterilerinde bir azalma olsa da herşey dahil yaklaşık 60 euro’dan başlayan fiyatlarla uçurmasından dolayı Türkiye’den İtalya’ya gitmek için en avantajlı havayolu şirketi olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa içerisinde sağladığı ciddi fiyat avantajından dolayı Ryan Air kullanmak mantıklı olsa da Ryan Air’in sefer düzenlemediği yerlerde My Air’i kullanmak mantıklı görünüyor. Ryan Air’in aksine check-in yaptırdığınız her bagaj için para ödemediğinizi de belirtmekte fayda var.

Web Sitesi:  http://www.myair.com

7-) Vueling

vueling2_hUcuz havayolu şirketleri arasında özel bire yer sahip şirket ise, İspanya kökenli Vueling. Diğer ucuz hava yollarının aksine bilet fiyatlarını herşey dahil olarak gösteriyor olmalarıyla ve çok kullanışlı web siteleriyle,İspanya ya da yakınına yapılan uçuşlar için güzel bir alternatif Vueling. Kesinlikle en büyük artısı ise, büyük şehirlerdeki bilinen hava alanlarına iniyor olması Vueling’in. Bu sayede şehir merkezine gitmek için ekstra ücretler ödemek zorunda kalmıyorsunuz. Sonuç olarak ucuz havayolu firmaları içerisinde kaliteli bir hizmet sunuyor Vueling.

Web Sitesi:  http://www.vueling.com

8-)TUIfly

logo_tuiflyAvrupa’nın en büyük turizm şirketi  TUI’ye ait olan TUIfly, Avrupa’daki bir diğer ucuz havayolu şirketi. Özellikle Antalya’dan Almanya’ya  ve İstanbul Sabiha Gökçen’den Franfurt ve Hannover’a yapılan uçuşlarda sağladığı ekonomik fiyatlarla göz dolduruyor. Bir diğer ucuz Alman havayolu şirketi Germanwings’e göre çok daha kaliteli uçuşlar sağladığını söylemek de mümkün. Avrupa’nın herhangi bir yerinden Almanya’ya yapılacak uçuşlarda mutlaka bakılması gereken bir hava yolu şirketi.

Web Sitesi: http://www.tuifly.com

Kaynak:  http://www.mumtazdemirci.com/avrupadaki-en-populer-8-ucuz-havayolu-firmasi/

Çocuk ve asker, Fareli Köyün Çocukları

\
Birbirine ne kadar zıt iki kelime değil mi? Aslında, değil! Sayıları tam olarak bilinmese de günümüzde 41 ülkede 300.000’den fazla çocuğun silah altında tutulduğu tahmin ediliyor. Bu çocukların büyük bir kısmı savaşlarda ya da çatışmalarda aktif olarak kullanılıyorlar. Yaşları genellikle 14 ile 18 arasında değişiyor fakat bazı Afrika ülkelerinde bu yaş sınırı 9’a kadar inebiliyor. Latin Amerika’dan Güney Asya’ya kadar çok geniş bir coğrafyada yer alan ve 3. Dünya Ülkeleri olarak tabir edilen; ekonomik açıdan güçsüz ve siyasal bir istikrara kavuşamamış ülkelerin ordularında görev alıyorlar. İsrail tanklarının çelik paletleri altında ezilen topraklarını, ellerine geçirdikleri taş parçalarıyla savunurken, kutsal kitaplarda geçen Davud ile Caluthikayesini binlerce yıl sonra tersine çeviren Filistinli çocuk askerlerin mücadelesi; Yaser Arafat’ın “Onlar benim küçük generallerim!” sözündeki gibi romantize edilse de aynı şeyleri; sonu gelmeyen iç savaşlardan ve kabileler arası şiddet eylemlerinden yorgun düşen fakir Orta Afrika ülkelerinde, zorla evlerinden kaçırılarak önce uyuşturucuya ve işkenceye sonra da insan öldürmeye alıştırılan ya da -eski adıyla Burma- Myanmar’da olduğu üzere mayın tespiti, sabotaj, casusluk faaliyetlerinde kullanılan diğer çocukların trajik hikayeleri için söyleyebilmek pek mümkün görünmüyor. Bu insanlık dışı uygulamalardan kız çocukları da nasibini alıyor. Zorla silah altına alınan kız çocuklarının karşılaştığı tecavüz, cinsel kölelik ve istismar vakaları hiç de az değil. Örneğin, Sri Lanka’da, şüphe çekmeyecekleri gerekçesiyle intihar bombacısı olarak kullanılıyorlar.

\

Tabii olarak, batı kamuoyu bu konuyla yakından ilgileniyor. Bu konuda filmler çekiliyor, televizyonlarda belgeseller yayınlanıyor, objektiflere ellerinde taşıdıkları boylarından daha büyük otomatik silahlarla poz veren çocukların fotoğraflarının süslediği gazete haberleri basılıyor vs… Bu çocukların dramlarından bahsedilirken, satır aralarında onlara ev sahipliği yapan ülkelerinin geri kalmışlığından, köhne yönetim sistemlerinden, cahilliklerinden ve çağdışı kalmış inanç sistemlerinden de bol bol söz ediliyor. Gariptir; bu konuda haber yapanların çoğunun aklına, çocukların kameralara poz verirken taşıdıkları silahların hemen hemen hepsinin batı yapımı olduğu, bu silahları satan ülkelerin – dünyada en çok silah satan ülkelerin başında sırasıyla ABD, Rusya, Almanya, Fransa ve İngiltere geliyor – G8 üyesi olduğu, bu çocukların ülkelerinde bırakın silah yapacak sanayi; temel ihtiyaç maddelerini bile karşılayacak tesis olmadığı nedense gelmiyor. Kaldı ki böyle tesisler varsa bile, bazen yanlışlıkla – 1998 senesinde Sudan’da bulunan bir ilaç fabrikası, kimyasal silah ürettiği gerekçesiyle ABD tarafından vurulmuştu – hedef alınabiliyor. Tüm bu örneklerin dışında, çocuk askerler konusunda batı dünyasının da elleri pek temiz değil. Bunun en yakın örneği 2. Dünya Savaşı sırasında bizzat Adolf Hitler’in emriyle kurulan Hitlerjugend (Hitler Gençliği) birliği. Fakat asıl bahsetmek istediğimiz olay için epey gerilere gitmemiz gerekiyor, 13. Yüzyıl başlarına…

\

Mayıs 1212’de Fransa Kralı Philip Augustus’un sarayına on iki-on üç yaşlarında Stephen adlı bir çocuk gelir. Cloyes kentinde çobanlık yaptığını söyleyen bu çocuk yanında krala verilmek üzere bir de mektup getirmiştir. Kapıdan geri çevrilir ama çocuk inatçı çıkar. Yanındaki mektubu krala vermeye kararlıdır. Kral Philip de meraklanmış olmalı ki çocuğu nihayet huzuruna çağırıp, dinlemeyi kabul eder. Fakat kısa sürede dinlediğine dinleyeceğine pişman olur. Çocuk yanında getirdiği mektubu ona bizzat İsa’nın verdiğini, Kudüs’ün kafirlerin elinde olmasından ötürü İsa’nın çok üzgün ve kızgın olduğunu, bu yüzden de yeni bir Haçlı Seferi düzenlenmesini istediğini ve bu seferi düzenleyecek olan ordunun kumandasını kendine verdiğini iddia etmektedir. Kral, bu çılgın çocuğun anlattıklarını daha fazla dinlemeye tahammül edemez ve onu başından kovar. Evine dönmesini ve bir daha böyle deli saçması şeylerle uğraşmamasını öğütlemeyi de ihmal etmez. İşin aslı Avrupa’da artık hiçbir kral ya da yönetici, Haçlı Seferleri hakkında tek bir kelime dahi duymak istememektedir. Son yapılan sefer tam bir fiyasko olmuş, kutsal topraklar yerine Bizans İmparatorluğu başkenti Constantinopolis ele geçirilip, yağmalanmıştır. Çocuğun ise vazgeçmeye hiç niyeti yoktur. Saint-Denis Kilisesi merdivenlerine çıkıp, bıkıp usanmadan vaazlar vermeye başlar. Söyledikleri bir süre sonra halkın özellikle de çocukların ilgisini çeker.

Kudüs tekrar fethedilecekse bunu yalnızca çocuklar başaracaktır, çünkü onlar yetişkinler gibi günaha bulanmamıştır. Kudüs’ün müslümanların elinde olmasının tek sebebi yetişkinlerin günahlarıdır. Eğer çocuklar bir Haçlı Seferi düzenlerse bir mucize olacak; Akdeniz aynı bir zamanlar Musa’nın önünde ikiye ayrılan Kızıldeniz gibi, açılıp onlara Kudüs’e kadar yol verecektir.”

Evet, bıkıp usanmadan bunları tekrar eder. Bunlara kim inanır demeyin; çünkü kısa zamanda bu sözlere inanan 30.000 kişi şehirde toplanır. Fransa’nın her tarafından çocuklar gelirler. Senelerdir yeni bir Haçlı Seferi düzenlemek için yanıp tutuşan Vatikan, onun sözlerini dört bucağa yaymıştır. Çağrısı Almanya’da bile yanıt bulmuştur. Yaşları on ikiyi bile bulmayan binlerce kız ve erkek çocuğu evlerinden kaçıp onun ordusuna katılmak için gelir. Bazı çocukları ise aileleri kendileri getirip ona teslim ederler. Geneli fakir çiftçi ve köylü ailelerinin çocukları olsa da; aralarında şatolarında anlatılan şövalye masallarını fazla ciddiye alan, soylu ailelere ait çocuklar da vardır. Hepsi küçük peygamberlerinin peşinden gitmeye, mucizelerini kendi gözleriyle görmeye can atmaktadır. Nihayet Haziran ayı sonlarında, toplandıkları Vendome kentinden kilise ilahileri ve kahramanlık marşları eşliğinde yola çıkarlar. Papa onların ordusunu kutsar. Özel olarak hazırlanmış arabası içinde Stephen buÇocuk Haçlı Seferi’nin komutanı olarak en önde gitmektedir, ardından atları üstünde onu izleyen soylu çocuklar ve en arkada tamamı yaya olarak bu uzun yolculuğa katlanmak zorunda olançocukların haçlı ordusu

\

Sefer sancılı başlar. Yaz kurak geçmektedir. Yiyecekleri azdır. Yolculukları boyunca birçok kentin yanından geçerler ama kimse onlara ne yiyecek ne su verir. Kent surları içine bile almazlar. Ordu çoğu zaman boş tarlalarda kamp kurar. Erzakları tükendiğinde yolun yarısına anca gelebilmişlerdir. Çocukların büyük kısmı açlık ve susuzluk yüzünden yollarda ölür. Bir kısmı daha fazla dayanamaz; evlerine geri döner. Stephen onları yüreklendirmek ister: “Tanrı” der, “Bizi sınıyor, inancımızı ölçüyor!” İsyan önlenir ve yola devam edilir. Sağ kalanlar sonunda bir akşam vakti Marsilya’ya ulaşmayı başarırlar. Halk onları öteki şehirlerin aksine iyi karşılar; bazılarını evlerinde misafir eder. Diğerleri sokaklarda kamp kurarlar. Herkes bir mucizenin yaşanacağı ertesi günün gelmesini iple çekmektedir.

Sabah erkenden kalkarlar. Denizin ikiye ayrılacağı söylentisi tüm şehre yayıldığından tüm ahali sahile koşar. Stephen gelir. Nefesler tutulmuştur. Beklerler. Beklerler. Aksi gibi, deniz o gün son derece sakindir. Suda dalga bile yoktur. Denizin yüzeyinde en ufak bir kıpırtı bile olmamış olmalı ki; çocuklar ağlayıp, sızlanmaya başlar. Onca yolu bunun için mi gelmişlerdir? Kandırılmışlardır. Hayal kırıklığına uğramışlardır. Bir ayaklanma çıkar ve zor yatıştırılır. Çocukların bir kısmı evlerine geri döner. Stephen tek kelime etmez, hala ona inananlarla birlikte sahilde oturup, denizin ikiye ayrılmasını beklemektedir. Ümitlerin tükendiği anda, başka bir mucize gerçekleşir. Hugh ve William adlı iki Marsilyalı tüccar, onları gemileriyle Filistin’ e taşımayı teklif eder. Hem de tek kuruş para almadan… Sevinçten çılgına dönen çocuklar, şarkılar eşliğinde gemilere koşarlar. Ambarlara doluşurlar ve gemiler limandan birmeçhule doğru yola çıkar. Neden “meçhul” derseniz; çocukların akıbetlerini öğrenmek için on sekiz sene geçmesi gerekecektir…

Daha önce belirtildiği üzere; küçük çoban Stephen’in çağrısı Fransa sınırları dışına taşıp Almanya’da bile yanıt bulmuştu. İşte tam bu sıralarda aksi gibi başka bir çocuk: Nicholas –üstelik o da bir çobandır – bir gece rüyasında İsa Mesih’ i görmesin mi? Nicholas da Stephen’in izlediği yolu izler. Köln’deki büyük kilisenin merdivenlerinden aynı mesajı iletir: Çocuklardan oluşan bir ordunun yapacağı Haçlı Seferi… Hikaye değişmez. 50.000 kişilik kalabalık bir ordu, etrafında toplanır. Bunların içinde genç papaz adayları, yaşlı hacılar, yetişkin kadın ve erkekler de vardır. Tabii ki ordunun çoğunluğunu yine küçük kız ve erkek çocukları oluşturmaktadır. Aynı mucizenin beklentisi içinde olan bu kalabalık ordu; törenler eşliğinde iki farklı grup olarak kentten ayrılır. Nicholas’ın önderliğinde olan ilk grup daha kalabalıktır ve hedefleri İtalya’nın Cenova şehrine varmaktır.

\

İsviçre Alpleri üzerinden yaptıkları yolculukta; ordunun neredeyse tamamı açlık, susuzluk ve soğuk yüzünden yolda ölür. Sağ kalanlar Cenova’ya ulaşmayı başarırlar. Cenova kentinin ileri gelenleri başta çocukları hoş karşılasa da, sonradan onların Almanlar adına casusluk yapabileceğinden şüphelenip; şehirde en fazla bir gün kalmalarına izin verir. Çocuklar şehre doluşur. Sahile koşup, denizin önlerinde ayrılması için dua ederler. Marsilya’da olan tekrar olur. Dalgalanma bile olmaz. Sonuç yine hüsrandır… Geri dönmek isteyenler olur ama yol çok uzundur. Cenovalılar onlara kentte kalmalarını, şehrin vatandaşı olmalarını teklif eder. Çocukların çoğu bu teklifi kabul eder. Bu olaydan yüzyıllar sonra bile Cenova kentinin bazı büyük aileleri, köklerinin bu küçük haçlılardan geldiğini öne sürmüştür. Neyse, Nicholas yanında kalanlarla buradan ayrılıp Pisa kentinin yolunu tutar. Burada onları kutsal topraklara götürecek gemiler bulmuşlardır. Ordunun geri kalanı işte bu gemilerle denize açılırlar. Nicholas onlara katılmaz. Onun amacıPapa Innocent’ in yanına gitmektir. Denize açılanlardan ise iyi ya da kötü bir daha asla haber alınamaz. Onlara ne olduğu bugün bile kesin olarak bilinmemektedir.İkinci grubun da akıbeti farklı olmaz. Ancona şehrine gelirler. Bir kısmı gemilerle yola çıkar. Diğerleri geri dönemez ve yolları üzerinde bulunan şehirlere, köylere dağılırlar. Çok azı bir daha evini ve yurdunu görebilmiştir. Nicholas, Papa’ nın huzuruna çıkmayı başarır. Karşısındaki çocukların sefilliğinden dehşete düşen Papa Innocent; onlara acır. Bu işe büyüyünce kalkışmalarını; yetişkin, güçlü bir adam olarak bu uğurda daha faydalı olacaklarını söyler ve net bir dille çocuklardan evlerine dönmelerini ister. Nicholas evine döner dönmesine de, çocuklarının bir hiç uğruna heba olduğunu öğrenen diğer çocukların aileleri çılgına dönmüştür. Nicholas’ın başına ne geldiğini bilmiyoruz fakat babası bu aileler tarafından linç edilip, parçalanır; sonra da bu parçalar bir ağacın dallarına asılır…

Yıllar geçer… Arada 5. Haçlı Seferi düzenlenir. Sonuç alınamaz. Çocukların hikayesi unutulur. 1230 yılı başlarında, genç bir papaz Marsilya kentine gelir. Bu genç papaz, yıllar önce Stephen’e eşlik eden çocuklardan birisidir. Anlattıkları çocukların kötü kaderlerini ortaya çıkarır. Limandan ayrıldıktan sonra büyük bir fırtına kopmuştur. Sardinya Adası yakınlarında iki gemi, içindekilerle birlikte batar. Fırtınadan sağ kurtulanların yazgısı daha kötüdür. William ve Hugh adlı tüccarlar önceden Berberi korsanlarla anlaşmışlardır. Çocuklar Kuzey Afrika’daki köle pazarlarında satılır. Hatta bazılarını satılmak üzere Bağdat’ a göndermişlerdir. Bunlardan dinlerini değiştirmeyi kabul etmeyenler, ibret olması için kafaları kesilerek öldürülür. Şanslı olanları İskenderiye’ de hüküm süren Eyyubi Hükümdarı El Kamil – Selahaddin Eyyubi’nin yeğenidir – satın almıştır. Bu çocuklardan sarayda çevirmenlik, katiplik gibi işlerde yararlanılmıştır. Dinlerini değiştirmeleri istenmemiştir. Bu genç papaz, işte bu çocuklardan biridir. Şehirde kısa bir süre kalır, sonra ayrılır. Bir daha onu gören olmaz.

\

Çocuk Haçlı Seferi, nedense batı folklorunde fazla işlenmez. Unutulmak istenen bir utanç abidesi olarak yer alır. Herkesçe bilinen bir çocuk masalı olan “Fareli Köyün Kavalcısı” ünlü Grimm Kardeşlertarafından derlenen eski Alman halk hikayelerinden biridir ve bazı söylentilere göre bu masala kaynaklık eden olay Çocuk Haçlı Seferi’dir. Belki “Yalancı Çoban” masalına da kaynaklık etmiştir, kim bilir?

Ve bizler… Her masalın sonunda olduğu gibi, bundan da bir “kıssadan hisse” çıkarırız: Ne geçmişte ne de gelecekte; paranın dini, imanı asla olmayacaktır…

rapunzel

dünyalar güzeli rapunzel’in masalı şöyledir:
oldukça fakir bir ailenin küçük kızları olan rapunzel doğmadan anası marul aşerir,babası da komşuları olan cadı’nın bahçesinden marul çalar fakat ikinci seferde enselenir.cadının büyü yapmasından korkan aile rapunzel’in doğumundan sonra onu cadıya verirler.cadı da bahçesindeki bir marul cinsi ismini(rapunzel) ismini kıza verir ve o gün bugündür kızın adı rapunzeldir.kızcağızı ıssız,merdivensiz,yüksek bir kuleye yerleştirir.yıllar geçtikçe rapunzel filinta gibi bir hatun olur.sarı saçları öyle uzarki cadı rapunzel’in kuleden sarkan saçlarına tutunarak kuleye çıkar.böyle boktan bir masalı vardır işte rapunzel’in.

Forex piyasaları , denizlere benzer

Forex piyasaları, denizlere benzer. Bazen dalgalı, bazen sakin. Bazen boğulacağınızı düşünürsünüz çünkü su yutmuşsunuzdur, bezen de saatlerce kulaç atmak gelir içinizden. Bu yüzden renk değiştiren bu denizlerde iyi bir “yüzücü” olmak şarttır.

Forex piyasaları da bezen dalgalı, bazen sakindir. Dünyada dönen olaylar, boğaların ve ayıların duygularını gösterir her bir grafikte bizlere. Bazen boğulacağınızı düşünürsünüz çünkü yanlış pozisyon girmişsinizdir, sonra da umut etmişsinizdir, belki de yanlış teknik analiz yapmışsınızdır, kim bilir belki de hırsınıza yenik düşmüşsünüzdür. Belki de en başında bu işin “eğitimi”ni almayı unutmuşsunuzdur… Bazen de saatlerce bu denizde kulaç atmak gelir içinizden çünkü analizinin doğrudur, risk yönetiminizi yapmışsınızdır ve pozisyonunuzu en doğru yerde açarak hırsınıza yenik düşmemişsinizdir ve önünüzde artık para kazanmak için hiç bir engel kalmamıştır işte o zaman siz bu denizlerin en iyi yüzücüsü olursunuz…

Sabretmesini bilen yolun sonunu görür, para kazanma hırsı gözünüzü bürümesin, yarınlarınızı bu piyasa içerisinden yaratmak istiyorsanız öncelikle ona saygı göstermeyi öğrenmelisiniz çünkü o hiç bir zaman aceleci insanları sevmez ve yanından uzaklaştırmasını da çok iyi bilir. Dünya üzerindeki her birey nasıl doğup büyüyüp ölüyorsa, ve siz de eğer şu an forex piyasasında doğum aşamasındaysanız, büyüme aşamasını atlayıp ölüme koşmayın derim. Onun için sabırlı olup bu piyasayı iyice tanıyın.

“District 9″dan 2 trailer yayınlandı!

1979, Güney Afrika doğumlu yönetmen Neill Blomkamp‘ın ilk uzun metraj denemesi “District 9” adlı bilim-kurgu yapımı, 2 trailer yayınlayarak (buradan da izleyebilirsiniz) bilim-kurgu severlerle ilk tanışmasını yapmış oldu. 2 Ekim 2009 tarihinde Türkiye’deki sinema salonlarında gösterime girecek olan filmde, Sharlto Copley (ilk oyunculuk deneyimi), David James, daha önce birçok diziye konuk olan Amerikalı aktör William Allen Young, “Doomsday“de de rol alan Jason Cope, Vanessa Haywood (ilk oyunculuk deneyimi) gibi isimler yer alıyor.

Doğadan Bardak Poşet Çay Kampanyası

Doğadan Bardak Poşet Çayı denemek isteyen ilk 5000 kişi, ücretsiz olarak adresine gönderilen demleme çayın keyfine varıyor. Tek yapmanız gereken www.dogadan.com.tr internet sitesine girerek Doğadan Bardak Poşet Çayı denemek istiyorum linkine tıklamak. Formu doldururken Doğadan’ın birbirinden eğlenceli reklamlarını izlemeyi unutmayın. Hem eğlenin, hem kazanın!