Haziran, 2009 için arşivler

Bursa’daki Öğrenci Bukart Çilesi

Bursa’daki bu bukart sistemi kadar berbat ve ulaşımın bu kadar pahalı olduğu bir başka il yoktur sanırım.
Nedir bu berbat olay;
İzmirli olarak izmirle kıyasmaya yapacak olursak
Mesela 1.sınıftayken otobuslerde mavin vardı para keserdi.Elinde ders kitabı okula giderdin öğrenci kartını gösterirdin öğrenci olduğunu kabul etmezlerdi tam ücret keserlerdi.neymiş efendim paso(bukartın) olucak.Öğrenci olduğunu öyle kanıtlıyabiliyordun.Tabi bu uyguluma herkes bukart alsın.Her yılda 10-15 ytl verip vize yaptırsın.
Gelelim izmire orda vize diye birşey yok.Bırak vize olayını, öğrenci kartını, fotografını alıp, kart çıkartmana gerek yok.İlk defa gittiğin günde bile gidip alabilirsin.İstediğin gibi kullanabilirsin.Bursaya ilk defa geldiğini düşünsene ben ilk bukartı çıkarmak için 15 gün beklemiştim.(o zaman bukart uygulaması yeni başlamıştı)
Neyse sonra mavinler kalktı.Akıllı bukartlar geldi : )
o zaman ne oldu bilet olayını çıkartılar bukartı olmayanlara.ilk başta öğrenci ve tamdı baktılar öğrenci bileti çok gidiyo (pahalı olmasına rağmen) kısa, uzun mesafe bilet yaptılar.oda neye göre, kime göre belli değil.adam heykelden geliyor uzun mesafe biletle sen kucuk sanayiden biniyon okula gitcen kısa bileti kabul etmiyor.(bu birebir başıma gelmiştir.Bu yüzden soforle kavga etmiştim).Bir defa “kısa bilet” kelime anlamına ters bir uygulama.
Gelelim fiyatlara suan tam bilet 3, öğrenci 2 ytl.
Misafirin geliyor cebindeki tüm harçlığı yol parasına harcıyorsun aç, susuz gezerek.Aklıma gelmişken şunuda belirteyim.eskiden.Bir bukart bir kişi geçiriyorlardı yanında öğrenci kartın yoksa bu yüzden senin bilet alma zorunluluğun oluyordu
Yani anlıyacağınız saymakla bitmez.
Son olarak , Bursa ulaşım olarak pahalı bi şehir.
Bukart fikri güzel birşey ama uygulaması ve sitemi açısından bursadaki durumu bence berbat, tek amacı olabildiğince halkı, öğrencilerin parasını alabilmek.
Ben 4 senedir bursadayım yaklasık 2-3 senedir bukart kullanmıyorum.Köyde oturuyorum okula minibusle gidip geliyorum.Çarşıyada ayda yılda bir.
Çok fazla sitem oldu.Ama gördüklerim, yaşadıklarım, düşüncelerim bunlar.

Bursa Hakkında Genel bilgi

Araştırmalar sonucunda Bursa ve civarında M.Ö. 4000′li yıllardan itibaren çeşitli yerleşimlerin olduğu saptanmıştır. Fakat yöreye ait kesin bilgiler M.Ö. 700′lere dayanmaktadır. Homeros bölgeden Mysia olarak söz etmektedir. Günümüzde Bursa yöresinde Mysia yerleşmelerini anımsatan iki köy bulunmaktadır: Misi(Gümüştepe) ve Misebolu.
Tarihi coğrafyada bölgeye Phrygia da denilmektedir. M.Ö. 700′lerde Skyth’lerden kaçan Kimmer’lerin Phrygia devletini yıktıkları bilinmektedir. Bursa adı, bu şehri kuran Bithynia Kralı Prusias’dan gelmektedir. M.Ö. 7.yy’da bu bölgeye göç eden Bityn’ler buraya Bithynia adını verirler. M.Ö. 185′te Kartaca’nın yetiştirdiği büyük generallerden Hannibal’in Kral I. Prusias’a Prusias ve Olympus kentinin kurulmasını örgütlediği bilinmektedir. Prusias adı zamanla Prusa, sonra da Bursa’ya dönüşmüştür. M.Ö. 74′te Roma imparatorluğunun egemenliğine geçen Bithynia Roma’dan gönderilen Proconsul(Eyalet Valisi)’lerce yönetilen bir Asya Eyaleti haline gelmiştir. V Bursa M.S. 385-1326 yılları arasında ise Bizans dönemini yaşamıştır. M.S. 555′lerde bölgede ipek üretimine başlanmış ve doğal sıcak sulu kaplıcaların üretilmesi ile küçük bir kaplıca kenti kurulmuştur.
Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia(iznik)’a bağlı, genelde kale içinde kalmış, fazla büyüyememiştir. Selçuk imparatorluğu’nun zayıflayıp dağılmaya başlamasıyla kurulan Anadolu Beylikleri içinde zamanla gelişen Osmanlı Beyliği çevredeki Tekfur’ların arazilerini de alarak güçlenmiştir. Bursa 1307 yılında Osman Bey tarafından kuşatılmış, uzun süren kuşatmadan sonra 6 Nisan 1326′da Osman Bey’in oğlu Orhan Bey kenti zaptetmiştir. 1335 yılında başkent Bursa’ya taşınmış ve kentte büyük imar hareketleri yaşanmıştır.
Osmanlılar Bursa’yı aldıklarında kent sadece hisar içinden ibaretken Orhan Gazi şehri hisarın dışına çıkararak Orhan Gazi Külliyesini kurdurtmuştur. Surlar dışında mevcut yerleşmeye yakın, hakim noktalarda cami ,hamam, imarethane, darüşşifa, medrese gibi kamu yapıları inşa edilerek bu külliyelerin çevrelerinde konut alanları yaratılmış ve böylece bir yerleşme geleneği başlamıştır. I. Murad Hüdavendigar zamanında (1363) başkent Edirne’ye taşınmıştır. II.Fatih Mehmed’in istanbul’u fethetmesinden sonra ise Bursa’nın faal rolü son bulmuş ve yönetim merkezi niteliğini kaybetmiştir.
Tanzimat sonrası dönemde Hüdavendigar Vilayeti merkezliği yapan Bursa’ya 1900′lü yılların başında Bilecik, Kütahya, Karesi (Balıkesir), Karahisar (Afyon) sancakları bağlı bulunmaktaydı. Milli mücadele dönemlerinde çeşitli ayaklanmaların yaşandığı Bursa, 8 Temmuz 1920′de Yunalılarca işgal edilmiş; 30 Ağustos savaşından sonra Türk birliklerince geri alınmıştır.
Bursa’da Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş yapı yoktur. Eski kenti çevreleyen surların ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bursa, Osmanlı imparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere göre büyük gelişmeler göstermiş, bir çok mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuş, canlı bir ticaret şehridir. I.Murad zamanından başlayan Hüdavendigar Külliyesi, I. Beyazıd’ın yaptırdığı Yıldırım Külliyesi, I.Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad zamanında tamamlanan Yeşil Külliyesi Bursa’nın mekansal gelişimini etkileyen ve bugünde ayakta duran büyük komplekslerdir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına başlanan şehirde, 1960′lı yıllardan itibaren sanayinin önemi artmış, kentin nüfus ve kentsel gelişimi hızlı bir değişime uğramıştır. Coğrafi konumu, tarımsal, ticari ve sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin çekiciliğini her dönem korumasını sağlamaktadır.
Coğrafi Konumu

Bursa 40 derece boylam ve 28 – 30 derece enlem daireleri arasında Marmara Denizinin güneydoğusunda yer alan, toplam il nüfusu 2007 Yılı Genel Nüfus Tespit sonuçlarına göre 2.439.876 ile Türkiye’nin 4. büyük kentidir.
Bursa ili doğuda Bilecik, Adapazarı, kuzeyde İzmit, Yalova, İstanbul ve Marmara Denizi, güneyde Eskişehir, Kütahya, batıda Balıkesir illeriyle çevrilidir.
Denizden yüksekliği 155 metre olan Bursa, genelde ılıman bir iklime sahiptir. Ancak, iklim bölgelere göre de değişiklik göstermektedir. Kuzeyde Marmara Denizinin yumuşak ve ılık iklimine karşılık güneyde Uludağ’ın sert iklimi ile karşılaşılmaktadır.
İlin en sıcak ayları Temmuz – Eylül, en soğuk ayları ise Şubat – Mart’tır. 52 yıllık gözlem süresi itibarı ile yıllık ortalama yağış miktarı 706 mm.dir. İlde ortalama nispi nem % 69 civarındadır.
İlin yüzey şekilleri, birbirlerinden eşiklerle ayrılmış çöküntü alanlarıyla, dağlar halindedir. Çöküntü alanlarının başlıcalarını İznik ve Uluabat gölleriyle Yenişehir, Bursa ve İnegöl ovaları oluşturmaktadır.
Toplam yüzölçümü 10.819 km2 olan Bursa ili topraklarının % 17′sini ovalar oluşturmaktadır.
En Önemli Ovalar

Ova

Yüzölçümü ( km2 )

Bursa 365
Mustafakemalpaşa 193
Karacabey 537
İnegöl 150
İznik 76
Orhangazi 97
Yenişehir 152

İl sınırları dahilinde Uluabat (1.134 km2) ve İznik (298 km2) gölleri bulunmaktadır.
İlin önemli akarsuları; Mustafakemalpaşa Çayı, Uludağ’ın güney yamaçlarından doğan ve gene Uludağ’dan kaynaklanan birçok küçük dere ile beslenen Nilüfer Çayı, Göksu Çayı, Koca Dere, Kara Dere, Aksu Deresidir.
İl’in sahip olduğu 135 km. kıyı bandının 22 km.lik kısmı kullanıma uygun olup, diğer kısmı değerlendirilememektedir.
Bursa ili topraklarının yaklaşık % 35 ini dağlar kaplamaktadır. Dağlar genellikle doğu-batı yönünde uzanan sıradağlar şeklindedir. Bunlar; Orhangazi’nin batısından Gemlik körfezinin batı ucunda bulunan Bozburun’a doğru uzanan Samanlı Dağları, Gemlik Körfezinin güney yüzünü kaplayan ve Bursa ovasını denizden ayıran Mudanya Dağları, İznik gölünün güneyi, ile Bursa ovasının kuzey kesimleri arasında yer alan Katırlı Dağları, Mudanya Dağlarının uzantısı olan Karadağ ve Marmara Bölgesinin en yüksek dağı olan Uludağ’dır (2.543 m).

Frank Rijkaard’ı Galatasaray’da

Yeni teknik direktörümüz Frank Rijkaard‘a İstanbul Atatürk Havaalanı’nda coşkulu bir karşılama ve tezahuratlar ile “Hoş Geldin” dedik.
Daha sonra düzenlenen imza töreniyle,2 yıllık anlaşmaya imza atarak teknik direktörlük görevine başlayan Frank Rijkaard’a tekrar “Hoş Geldin” diyor,yeni görevinde başarılar diliyoruz.